Genel

Bir Hasta Yakını Gözünden: Myastenia Gravis

İstemli (irade ile çalışan) kaslarda çabuk yorulma şeklinde ortaya çıkan, kas – sinir sistemi ile ilişkili nörolojik bir hastalık olan Myastenia Gravis kısaca MG olarak bilinmektedir.

Bu yazıyı şuan okumakta olduğunuza göre MG sizin hayatınızda bir yerlerde demektir.

Bu ilkyazımda sizlerle hem bir hasta yakını hem de bir hemşire gözünden hastalığın seyri ve myastenik ataklar esnasında yardımcı olabilecek non-farmakolojik (ilaç kullanılmayan) yöntemlerden bahsedeceğim.

*Not: Bahsedeceğim yöntemler her hastada aynı etkiyi göstermeyebilir. Zira MG hastadan hastaya değişik özellikler gösterebilen bir hastalıktır.

Myastenia Gravis ile Nasıl Tanıştık?

MG görülme sıklığı düşük olan hastalıklardandır. İlk belirtileri bazı kalp hastalıkları ve felçle karıştırılabilmektedir.

Biz de bu yanılgılara düştük ve doktorların kapılarını tek tek çalmaya başladık. Geçirdiğimiz 2 ay sonrasında bir nöroloji hekimine başvurduk, bir dizi testten geçtik ancak elimizde hala bir tanı yoktu. Böyle zamanlarda öncelikli olarak hastanın daha sonrasında yakın çevresinin yakın gözlemi çok önemlidir.

Yapılması bir yandan fayda sağlayabileceği gibi kişileri bilgi kirliliğine iten internetten belirti bulgu taramasına başladık. Bingo! MG ile ilk internette karşılaşmış olduk. Sonrasında hekimimize böyle bir hastalık olduğunu öğrendiğimizi ve bununla ilgili taramaları yaptırmak istediğimizi ilettik. Yapılan taramalar sonrasında kesin tanımızı almış olduk.

Tanıyı alır almaz derinlemesine bir araştırmanın içinde buldum kendimi.. Makaleler, özel hastanelerin sitelerinde yayınlanan hekim yazıları. Başka hastalarla iletişime geçtim. Çünkü bu özel bir durumdu; yabancı hastalar bu hastalığa kar tanesi adını takmıştı, her hastada seyir çok çok farklıydı. Hiçbir hasta birbirine benzemiyordu tıpkı kar tanelerinin birbirlerine benzemediği gibi.

Myastenik Atakları Nasıl Yönetmeye Çalıştık?

Atakları nasıl yönetmeye çalıştık diye sormaktansa nasıl yönetmeye çalışıyoruz şeklinde sormak daha doğru olacaktır. Ataklar hep
bizimle ve ne zaman ortaya çıkacakları ise soru işareti.

MG’nin belki de en kötü huyu hastalığı öğrendikten sonra atakların çığ
etkisiyle artarak devam etmesidir.

Hastanın bir an önce atak anında ortaya çıkan belirtileri kontrol altına
alabilmeye çalışması ve MG ile yaşamayı öğrenmesi gerekmektedir. MG tam bir iyileşme halinin görüldüğü bir hastalık değildir.

Şimdi gelelim biz atak anlarında neler yapıyoruz sorusunun kendimizce
yanıtlarına:

Göz düşmesi ve konuşma bozukluğu ile karşılaştığımızda, başvurduğumuz yöntem soğuk uygulama oluyor. Temiz bir tülbente sardığımız buz akülerini göz çevresine, dudak kenarlarına, enseye ve çene altına aralıklarla uyguluyoruz.

Çene kaslarında ve dilde karşılaştığımızda, yüze dairesel hareketlerle masaj uygulamak yine rahatlamaya ve atak süresinin kısalmasına yardımcı olmakta.

Kollarda ve bacaklarda karşılaştığımızda, yine masaj uygulaması kasların uyarılmasına ve atak süresinin kısalmasına yardımcı olmaktadır.

Hekimimizden aldığımız bilgiye göre ataklar nefessiz kalmaya neden olmuyor. Atak anlarında hastamızın panik olması ve nefes alamadığını düşünmesi olasıdır. Bu sebeple böyle bir durumla karşılaştığımızda hastaya ‘nefes alabiliyorsun, hadi birlikte nefes alalım’ gibi telkin cümleleri kurarak
nefes almaya teşvik etmek olumlu sonuç almamıza yardımcı olacaktır. Aynı
zamanda bulunduğumuz yerden açık havaya çıkabilir, hastayı balkona çıkartabilir ya da pencerenin yanına konumlandırabiliriz. Ancak bunları yaparken düşme riski açısından çok dikkatli olmalıyız.

Bu sürece yeni yeni adapte olmaya başlayan bir hasta yakını ve hemşire olarak kendi gözlemlerim ve hastamıza yaptığımız uygulamaları ve yaşadığımız süreci az çok anlatmaya çalıştım.

Tekrar hatırlatmalıyım ki bunlar bizim denediğimiz ilaç kullanılmayan tekniklerdir. Hastadan hastaya etkinliği farklılık gösterebilmektedir. Eğer siz de bir MG hastası veya yakınıysanız ve uyguladığınız farklı yöntemler varsa lütfen bize yazın!

Sağlıklı günler.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı